Showing posts with label KDrama. Show all posts
Showing posts with label KDrama. Show all posts

Feb 16, 2012

High Cut Magazin gururla sunar: "Chihiro'nun Haremi"

Kapılarını bir tek çingulara açan Kore'deki haremimin uzaktan görünüşü


İlk defa bu kadar kısa aralıklarla post hazırlıyorum. Lakin bundan oldukça mutluyum. “Harem” mimi blogger çinguları arasında oldukça popüler bu günlerde. Bana gelmesinden feci korktuğumu söylemiştim :P Neden, çünkü yapacağım eleme haremde çıkacak büyük çaplı bir kavgaya neden olacaktı diyerek iğrençleşmek istiyorum. Bu güzide mimi bana paslayan çingum selocannn'a sonsuz teşekkürlerimi ileterek sabırsızlıkla beklediğiniz o 10 delikanlıya yer vermeye başlıyorum.

PS. Ben haremimi hazırlarken farklı bir konsept kullandım. Yakışıklıların hepsi bana High Cut gibi bir ortamda siyah beyaz poz verdiler :D


1) Hyun Bin



Kalp ağrısı dediğimde aklıma gelen. Senelerdir oradan aşağıya bir sıra bile inmeyen. Binnie haremimin en kıymetlisidir. Gelip geçici değildir. O kadar çok şey öğrendim ki onu severken. Hala iki dizisine beni çok ağlatacağı için dokunamıyorum. Onun yerine fotoğraflarına bakmayı tercih ediyorum :P Gamzeleri yedi cihanı kasıp kavurmuştur. My Name is Kim Sam Soon’daki çelimsiz romantik yıllar sonra Secret Garden ile gönüllerimizi titretmiştir. Hepimizin de bildiği gibi o şimdi asker! 10 ay gibi zalim ve uzun bir zaman aralığından sonra kavuşacağız.


2) Lee Min Ho



Hakkında: “Bu çocuk hiç yakışıklı değil.” “Ay kürdan bacaklı, büyük suratlı.” “Bana bu çocuğun hiçbir şeyini izletemezsiniz, izlemeeem!” “Affedersiniz ama bu Jun Pyo dediğiniz Bülent Ersoy’un gençliği değil mi?” bile demişliğim vardır. Zihnimi resetledim. Bir silkindim ve kendime geldim. Kendisi için bunları dedikten sonra saatlerce güneş altında video hazırlayıp 2 ay amele gibi gezmişliğim de vardır. Dediğim lafları nadiren yer, yutarım. Maalesef bu adam hepsini bir bir yedirtti bana. Şimdiyse bana göre sevdiğine Goo Jun Pyo gibi değer veren bir adam daha yoktur. Onun kadar sevimli bir adam daha yoktur. Hepimizin ilki olacak, olmalıdır da :)


3) G-Dragon



Bilmenizi isterim ki şu yazıyı yazarken fonda 34594. kez Blue’ çalıyor. 45 saniyesiyle büyülendiğimiz bir sesin sahibidir kendisi. Bigbang’i keşfettiğim günlerde liderin T.O.P olacağını düşünürken amanın bu minyon adam da kimmiş dedim. Hep kamera arkası görüntüleri izleyerek aslında nasıl bir yapıya sahip olduğunu anlamaya çalıştım. Çünkü kliplerde, konser kayıtlarında neden ona lider dendiğini çok iyi anlamıştım. Görüntüleri izlerken fark ettiğim şuydu: O kocaman gülüşünde mükemmeliyet vardı bu adamın. Ne giyerse giysin, ne yaparsa yapsın bana asla beğenmeyeceğim şeyleri beğendirmesi, yüreğimin normalden 3 kat daha fazla çarpmasına neden oluyordu. Aslında oyunculuk okuduğunu ve asıl mesleğinin bu olduğunu öğrenmiştim. Kesinlikle oynamıyor, GD çok samimi ve o böyle farklıyken her zamankinden daha çekici.


4) Jung Yong Hwa



You’re Beautiful’daki Shin Woo’yu izlerken “bu çocuk bir harika ama keşke oyuncu olmasa” demiştim. Harcanan bir yüzü vardı sanki. Sonra geçen yıl Lee Min Ho’nun bir videosunun fon müziğine takıldım. Hemen video sahibine sordum bu şarkı da nedir ne tatlıdır diye. “Love Light” dedi. CN Blue diye bir gruba ait. O günden beri planladığım SNSD üyeleri katliamına Seohyun’dan başlamak istiyorum. Çok farklı bir sese ve buğulu bakışlara sahip. Dudak olayına hiç girmek istemiyorum. Zira kalan 7 kişiyi kısa kesmek zorunda kalabilirim.


5) Rain



Şimdi ne kadar konuşursam konuşayım bu fotoğraf size benden daha fazla şey anlatacak. Ben onu fark ettiğimde robotlu, tımarhaneli bir filmdi. Saçının üzerinde iki tane halkadan çatı yapmışlardı. Sevimliliğine ve ses tonuna hayran kalmıştım. Hala süper bir şarkıcı olmadığını düşünüyorum. Ama o tımarhane sakini şimdi böyle olmuşsa bizim suçumuz ne?


6) Micky Yoo Chun



Dong Bang Shin Ki. Doğunun yükselen tanrılarından, en soğuk görünümlü en hoş ve içten gülüşe sahip olanı. Uzun saçın yakıştığı nadir Koreliler’den. JYJ’i iyiden iyiye benimseye başladığım şu günlerde aslında bu adamın beni Sungkyunkwan Scandal’daki rolüyle feth ettiğini söylemek isterim. Ben dramalardaki o soğuk görünümlü adamın takipçisiyim. Kötü adam bile olsa böyle adamları seviyorum. O kötü değildi ama son ana kadar aşkını belli etmeden bir köşede bekledi. Chunnie, bugünlerde “Micky Christmas” videonu izleyerek ağlıyorum. Ama gülmekten tabii. Haremime hoşgeldin, iyi ki geldin.


7) Jung Il Woo



Bizim Minoz ailesinin kayınbiraderi olur kendisi. 2 numaralı harem üyesinin gerçek hayattaki kadim dostuyken benim ruh bekçim, çiçek çocuğum oldu. Daha önce birkaç yerde silik rollerine rastladığım bu adam, 49 Gün’deki o dünyanın en dokunaklı vedasını yaptığı dakika benim haremimin baştacı oldu. Çok çekici buluyorum kendisini. Ama itiraf edeyim mısır püskülü saçlarını değil düz siyah saçlarını seviyorum. Ya da her halini mi seviyorum acaba? Mecnun’a bağlamadan bitireyim en iyisi.


8) Hero Jae Joong



Aman da aman kimler gelmiş? Yakın dostlarım bugünlerde beni dikkatle takip ediyorlar. Acaba bu kız sessizliğini bozup ne zaman “CECUUUUUNG” diye bağıracak diye. Malumunuz kendisiyle çok samimi birkaç anımız oldu. O günden sonra kendime gelebilmiş miyim, bence gelmişim. O anların etkisi elbette oldu ama Jae Joong listeme “Heaven’s Postman”deki utangaç postacı rolüyle girdi. Jisung olmasaydı belki “Protect the Boss”ta da kalbime girecekti. Ama keşke önceden daha çok dikkatimi verseydim sana. Hatta sadece seni değil JYJ’i ihmal etmeseydim. Hep söylerim zamanında ben böyle büyük bir VIP olmasaydım, kesinlikle Cassiopeia olurdum. Neyse ki JJ artık haremimdesin, şimdi usluca otur bakalım. Güzel günler bizi bekliyor :D


9) Song Joong Ki



“Hayır kız değil!” Joong Ki’yi kime göstersem istisnasız hemen ardından bu cümleyi söylemem gerekiyor. Aslında Kore’deki birçok ünlü için bu savunmayı ve benzerlerini yapmak zorunda kalıyoruz. Hayır bu adam bir kız kadar güzel olabilir, ama değil. Sungkyunkwan Scandal izlerken her bölüm çıksın daha çok sahnesi olsun diye arkadaşımla yerimizde duramamıştık. Son bölümlere doğru “vay be! İşte bu adamla evlenilir” diye ekrana bakakaldığımızı hatırlıyorum. Yüzü ve özellikle çene yapısı en güzel bayan Koreli’den daha düzgün ve kusursuz. Hiç yaşlanmayacak olması beni bazen delirtse de seviyorum bu adamı. Hep gülsün ya da hep öyle imalı mimiklerle bizi eritsin. Yaşlanmayacak derken ufak bir ayrıntı: kendisi 85 doğumlu ve ondan küçük olmama rağmen benden en az 5 yaş daha genç duruyor!! :P


10) Gong Yoo



Birçok çingunun hareminde gururla salınan Gong Yoo, ahjussi olmaya doğru ilerlerken yıllanmış şarap kavramının ne demek olduğunu bize çok iyi anlatıyor. Coffee Prince’ın yanlış anlaşılmalara kurban gitmiş beyefendisi yine aynı dizideki kumsal sahnesiyle benim haremime girmişti. Bu adam tam olarak anlam veremediğim ama izlemekten feci keyif aldığım bir ifadeye sahip. Gülerken bile ağlayacakmış ya da sana yalvarırmış gibi bakıyor. Finding Mr. Destiny’de canlandırdığı karakter tam bir Gong Yoo olabilir. Feci benimsemiştim ve çok yakıştırmıştım. Gerçek hayatta da öyle olmasını diliyorum. Son olarak onu The Crucible ile izledim ve filmin ismini yazarken bile yutkunmakta zorluk çekiyorum. Neden böyle bir adama 10. sırada yer verdin derseniz, gençlerin önünü açmak istediğimi söylerim. Asıl sebebi ise onu bunca güzellik arasında koyacak yer bulamamam.


İşte benim haremim de böylee. Paslayacak çingu kalmadı mı, yoksa mimlenmenin verdiği acemilikle ben mi unuttum bilmiyorum ama bu seferlik mazur görün :) Şimdi aldığım bir habere göre yer vermeyerek onlara haksızlık ettiğimi düşünen Min Woo, Lee Joon, Ki Tae Young üzüntülerinden bir köşeye çekilmiş, ağlıyorlarmış. Bir başka hareme beybiler diyorum ve yazımı sonlandırıyorum.

Görüşmek üzere, hoşçakalın ^^


Dikkat dikkat güncelleme! Son dakika güncellemesi olarak bu mimi sevgili Mirune'ye de paslıyorum. Çünkü onun haremini çok merak ediyorum :D

Feb 14, 2012

14 Şubat hayatımın en yoğun günüydü...



14 Şubat!

Hayatımın en özel günlerinden biridir. Bugün yine geç kalktım. Güzel bir kahvaltı ettikten sonra gün boyu meşgul olacağım işlerime odaklandım. Hemen indirdiğim dizinin kalan bölümlerini izlemeye koyuldum. Yeni açtığım cipsimden bir parça kopardım. Asidi bol kolamdan büyük bir yudum aldım. O kadar mutluydum ki, ne güzel bir gündü. Pencereden içeri dolan nemli ve puslu hava dahi beni mutsuz edemedi. Yaklaşık 4 saatimi bu şekilde geçirdikten sonra yemek vakti gelmişti. Kahvaltıdan birkaç saat sonra yenilen akşam yemeği kadar tatlı bir şey yoktur. Anneciğimin yanağından bir makas alıp sofraya oturduktan sonra heyecanla yemeğimi bitirdim. Şimdi sırada beni ne bekliyordu bu koşuşturmanın içerisinde?



Ah tabii ki, MSN’e girdim. Dünden söz verilen bir toplantı vardı. Derhal görevime odaklandım ve çingularla ciddi bir Bigbang Story toplantısı yaptık. Toplantıyı çok uzatmadan bitirmek zorunda kaldık. E ne de olsa hepimiz meşgul insanlardık. İnsanların yapacağı önemli işleri vardır. Aslında birinden gül alıp el ele dolaşmayı aklımdan geçirmedim değil. Fakat düşünsenize şu yoğun program sizde olsa ne yapardınız? Hiç vaktim yoktu buna ayıracak. Kısacası bugünü layıkıyla bitirmiş olmanın sevinci içerisindeyim. Bu yazım da gününü benim gibi geçiren tüm sevgi dolu bloggerlara armağan olsun.


Hoşçakalın ^^

Dec 31, 2011

En can alıcı olaylarıyla: 2011


Şu satırları kaleme alırken heyecanlıyım; ama kendimi asla yılın son gününe adım attığım için heyecanlı hissetmiyorum. Size bu yazıyı hazırladığım içindir tüm heyecanım. Açıkça söylemek gerekirse 2011 benim için berbat bir yıldı. Derhal gitsin ve görevini 2012'ye emanet etsin istiyorum. Yine de "Hadi seni boşverelim, hiç mi güzel bir şey olmadı ey Chihiro?" dersiniz diye bu upuzun 2011 yazısını hazırladım. Öncelikle beklentileri karşılayabilmek adına bu yazı için çok uğraştığımı ve sizi hayal kırıklığına uğratmayacağımı belirtmek isterim (güzel motive edilmiş okuyucu) :P



Kategorilere karar verirken de şunlara dikkat ettim. Hem drama olsun istedim hem de Kpop'tan nasibimizi alalım. Drama dünyası da kendi başına bir evren olduğu için o kelimeyi biraz transforme ederek "dizi" kelimesini kullanmaya karar verdim. Böylece "en iyi dram draması" gibi abuk subuk kategorilere yol açmamış olacaktım :D Bu arada ödül verdiğim her yapım & sanatçı hakkında kendi yorumlarımı ve ilgili materyalleri eklemeyi de ihmal etmedim. Kısacası yazarken çok eğlendim. Anılarım tazelendi, gözlerim şenlendi. Ama arasıra yüreğim sıkışmadı değil. O yüzden yaşadığım bu duygu sapıtmasını siz de bir an önce yaşayın istiyorum. Öyleyse yılın son değerlendirmesine başlıyorum :)


Yılın En İyi Komedisi: "Protect The Boss"


Dramalar malum, sadece ağlatmazlar. İstisnaları var elbette. Ama genellikle bu insancıklar kendilerini size öyle bir sunarlar ki en ağlak sahneden saniyeler sonra bile gülebilirsiniz. Her drama aynı zamanda komedi barındırır diye bir tez varsa (!) kesinlikle doğru bir tezdir. Protect The Boss, benim elde olmayan nedenlerden dolayı yılın son günlerinde keşfettiğim bir şaheser. Er ya da geç her bünyenin en az bir doz alması gereken dizi. Bizi yeniden hayata bağladı. Sıcak yaz günlerinde içimizi serinletti. Klişe chaebol dizilerinden sıyrıldı. Jisung gibi bir adamı geç de olsa hayatımıza dahil etti. Kim Joo Won'un kısa bir süre önce bıraktığı boş koltuğa oturarak kalplerimize işledi. İstisnasız her bölüm bizi gülmekten yerlere yatıran bu adamı daha önce kazayla izlemiş olanlar eminim onu bundan sonra yalnızca "Cha Ji Heon" olarak hatırlayacaklar.


Hakkında yaptığım kısa araştırma, yaşını gördükten sonra yaşadığıım hayal kırıklığı, mimiklerinde bulduğum türlü türlü manalar anlatmakla bitmez. No Eun Seul faktörünü elbette es geçmeyeceğim. Bu yetenekli ablamız ile Jisung ahjussimiz mükemmel bir çift oldular bence. Jaejoong dizinin yüreğimizi titreten başlıca unsuruydu. Wang Ji Hye daha önce izlediğim rollerinde beni pek mutlu etmese de bu dizide canlandırdığı karakter ile adeta beni kendisine tapacak kıvama getirdi. Bilgilerimin çok taze olması beni gevezeliğe sevk etti, özür diliyorum. Zira izleyeli bir aydan kısa bir süre olacak. Ama bu dizi yılın en ferahlatıcı olayı oldu benim için. Bu yüzden derhal yorumlarımı pekiştirecek bir video ile size bunu kanıtlamak istiyorum :)





Yılın En İyi Dramı: "49 Days"


"Aman efendim hoşgeldiniz, dram mı istemiştiniz?" Ben artık Güney Kore'deki senaristlerin az önceki cümlenin benzerini sarf eden kebap salonu garsonlarından farkının kalmadığını düşünüyorum. Arkadaş dramsa biz kralını yaparız fikriyle bizi iki kase dolusu kimchi yemiş acı sevmeyen Koreli durumuna düşürmekten pek zevk alıyorlar. Bu antipatik girişle ödülü verdiğime pişman olmuş izlenimini oluşacaktır eminim. Ama öyle değil, 49 Days benim senaristlerine duyduğum saygıyı bu şekilde ifade etmeme neden olan dizi. Kurgusu, konusu her şeyiyle beni bu denli etkileyen çok az dizi olmuştur.


Aslında izlediğim her dramadan sonra "yok ya bu Koreliler'in kafası çok başka çalışıyor" cümlesini beni tanıyanlar defalarca duymuştur. Sadece Secret Garden başta olmak üzere birkaçını bu cümlenin dışında tutarak özel bir ilgiyle şımartmayı seviyorum. İşte 49 Days onlardan üçüncüsü oldu efendim. Ağlamak isteyenlerin hayranlıkla takip ettiği, Secret Garden etkisi adlı hastalıktan henüz kurtulamamış bünyelerin çaresizce vazgeçemediği bu dizi, tarafımca yılın en iyi dramı oldu. Ruh bekçisi gibi özünde sempatik görünüşte acımasız, Minoz Family'nin kayın biraderi sevgili Jung Il Woo, bu diziyi izleme nedenlerimden biri. Seçmekte zorlandığım sahnelerden acizane en güzel olanını sizlerle paylaşmaktan şeref duyarım elbette.





Yılın Albümü: Bigbang - Special Edition


Bilenler bilir değerli okur, bilinçli bir Kpop dinleyicisi olduğum günden beri sıkı bir Bigbang takipçisiyim. Arada flört ettiğim başka gruplar oldu ama Kore yarımadasına mensup hiçbir grup / şarkıcı beni Bigbang kadar etkileyemedi ve bundan sonra da etkileyeceğini düşünmüyorum. Bu dahi çocuklar yılın ilk diliminde neredeyse gün aşırı bizi heyecanlandıran teaserlar yayınladılar.


Verdikleri uzun ara ölüm gibi gelse de biz boş durmadık diye bas bas bağırdıkları güzel işleri birer birer piyasaya sürdüler. Hala hız kesmediler. Şimdi VIP kesimi Mart ayını bekliyor. İçim en rahat verdiğim ödül bu oldu sanırım. Sizleri Special Edition yayınlanmadan önce ortalığı kasıp kavuran Tonight ile başbaşa bırakıyorum :)





Yılın En Acı Tecrübesi: "Daesung'un Kazası"


Bu kategoriye dahil edilecek birden fazla olay olduğu için içlerinden beni en derinden sarsmış olanını seçmek zorundaydım. Kader, kısmet işlerinin seni hangi sıra yakalayacağını kestiremiyorsun. Haberi ilk öğrendiğimde dersteydim. Telefonumdan yarım yamalak: "Daesung, accident ve died" kelimelerini aynı başlık içinde görünce ayaklarımın resmen çözüldüğünü hissetmiştim. Zihnimin bulanıklığını bir kenara bırakıp mantıklı kafayla beklediğimde olayın iç yüzünün en az ölüm kadar beter olduğunu öğrendim. Aldığım rahat nefes benden yaşça küçük, üstelik gülme işlemini bu kadar severek yapabilen bir insanı esir alan bu olayın perde arkasıyla uçup gidiverdi. O bile bunu atlatabilme yolunda hızla ilerlerken olayın ayrıntılarını tekrar anımsatarak hiçbirimize eziyet etmek istemiyorum.


Ayrıca bu sadece bir kategori olarak kalmalıydı. Başlık ödülü değil, talihsiz bir olayı temsil ediyor. Geçenlerde Allkpop'ın bu olayı benzer bir şekilde lanse etmesine kızmışken kendimle çelişmek hiç olmazdı. Ama öyle ya da böyle bu yazı "enler" için hazırlanmışsa beni en çok üzeni de atlamak istemedim. Öyleyse son olarak VIP'lerin hazırladığı Dae'ye moral videosunu izleyerek kendimizden geçelim. Bu başlık da mazimizin tozlu sayfalarında kaybolup gitsin :)




Yılın En Müzikli Dramı: "Heartstrings: You've Fallen For Me"


Müzikal deyince çok sevdiğim Glee'den ötesi aklıma gelmezdi. Şimdi kesin birkaç kişi "hooop Heartstrings'e gelmeden Dream High'ı ne çabuk unuttun" diyecektir, eminim. Ama en iyiyi seçmem gerektiği için tercihimi bu yönde kullandım. Hem Dream High başlı başına bir müzikaldi. Heartstrings ise benim için bu yılın en güzel sürprizi oldu. Yeni yeni sevmeye başladığım CN Blue üyelerini tüm yetenekleriyle görebildiğim bir yapım arıyordum. Çok süre geçmeden bu diziyi bulmuş oldum.


You're Beautiful ile Jang Geun Suk kişisine hay bin kunduz dememe sebep olan Yonghwa, bu dizide başrolü alarak bu yakınmalarını bitiriverdi. Sizden ricam dizi boyunca içinizi kıyan Park Shin Hye faktörünü görmezden gelerek bir şeyler yapmak adına bir araya gelmiş ve son derece Glee'ye benzettiğim bu nadide oyuncu kadrosunu umursamanız. Mutlaka önyargınız vardır diye okkalı iki video hazırladım. Şimdi onları oyuna sokarak maçı almaya çalışacağım. Bakalım haksız mıyım? :)




Yılın En İyi Şarkısı: "2NE1 - I am the Best"


Bu kategori beni hiç zorlamadı desem yalan söylemiş olurum. Ama 2NE1'a verdiğim ödüller için Bigbang bana küsmeyecektir eminim. Ne olursa olsun hak ettikleri bir ödül. Bütün yaz naega jeil jal nagaaaa diyerek dans ettik. 2012'de de böyle bir şarkı patlatın kızlar ve biz yine her "watsaaaap tuenivaaan" deyişinizde mest olup kalalım :)




Yılın En Eğlenceli Olayı:
"Donghae feat. Eunhyuk - Oppa, Oppa"



Böyle bir proje kimin nasıl aklına geldi bilmiyorum, henüz kapsamlı araştırmamı da yapadım fakat her izlediğimde yerimde duramıyorum. Yüzümdeki aptal gülümsemeyi de sayarsak bu proje ile verilmek istenen subliminal mesaj (terimsel konuşup kafa karıştırmak) kesinlikle amacına ulaşmıştır diye düşünüyorum. Yılın sonuna yetişerek onlardan bir şekilde bahsetme fırsatı buldum. Her performansta daha da zıbıtıyorlar ya işte bu düşünceyi gitgide daha çok sevmeye başladım. EunHae rocks! diyerek şu videoyu paylaşıyorum efendim :)




Yılın En Azimli Twitter Kullanıcısı:
"@AsiaPrince_JKS"



Başlığı yazarken bile kahkahalarla güldüğümü söylemeliyim. Twitter'a adım attığı günden "artık yetti biraz da Youtube'a dadanayım" dediği güne kadar bizi dumurlardan dumurlara sürükleyen GeunSuk'tan bahsediyorum elbette. Aslında bu kategori son ana kadar belli değildi. Diğer adayımız @siwon407 son günlerde atağa geçince geçmişi biraz daha inceleyip öyle karar vereyim dedim. JGS'un sadece iki ay gibi kısa bir sürede paylaştığı fotoğraflara bakmak yetti de arttı bile. Buradan ona bir çift lafımız var. Kendisine layık gördüğü her sıfatı biz katlayarak ona geri gönderiyoruz. Ayrıca doğallığından bir şey kaybetmemesini diliyoruz. Seviyoruz seni JGS! :)



Yılın En Gurur Verici Olayı:
"Bigbang Mtv EMA Worldwide Act Ödülü"



İşte bu kategori tüm VIP'lere armağan olsun. Twitter belki de en heyecanlı akşamını günlerden o gün yaşamıştı. Çok sevinçliydik o gece. Unutulmaz bir tecrübe yaşattılar hepimize. Bu gurur sadece 2011'de değil uzun yıllar boyunca en önemli müzik olayı olarak hafızalara kazınacak.




Yılın En 'Canlı' Müzik Grubu:
"CNBlue"



Kod adı en sevdiğim renklerden biri olan bu dört yakışıklı, ne kadar kaliteli olduklarını 2011 yılında da ispatlamaya devam ediyor. Mart ayında çıkardıkları First Step albümü ile artık Rookie kategorisine dahil olmadıklarının sinyalini vermiş oldular. Canlı performanslar konusunda ellerine su dökecek pek isim gelmiyor aklıma. Hatta canlı performans konusunda albüm kaydından daha başarılı oldukları söyleniyor. İşte o performanslar bu sene her zamankinden daha güzeldi. O nedenle MAMA'da perçinledikleri bu ödülü ben kendilerine bir kez daha vermek istiyorum. Ayrıca Nisan ayının ilk gününde şaka gibi girdikleri hayatımda daha da çok yer edinmeye başladılarını belirtmek istiyorum. Hem de en sevdiğim şarkının canlı performansıyla beraber :)




Yılın En Büyük Hayal Kırıklığı: "Lee MinHo ve Park MinYoung Beraberliği"


Derin bir of çekerek karşıdaki dağları yıkmak istiyorum. Sonra sevgilisinin ismini her duyuşunda yüzünde güller açan MinHo aklıma geliyor ve vazgeçiyorum :) Evet aslında başlığa yılın şok edici olayı da diyebiliriz. Daha önce I Am Sam adlı yapımda bir araya gelen bu iki üstün ırk yıllar sonra kaderlerini belirleyecekleri City Hunter ile sahalara dönüş yaptı. Ben bu dönüşün sadece iş ortamında olmasını dilerdim. Lakin öyle olmadı. Kara haber çok tez duyuldu. Beklenen ve istenmeyen bir şeydi. Olan oldu deyip bu konuyu kapatalım :P



Yılın En Hayırlı Olayı:
"Hyun Bin ve Song Hye Kyo Ayrılığı"


(yaaaayyy pandaa:) En önemli olayların finalini kendi açımdan 'vaka-i hayriyye' olarak nitelendirilebilecek bu güzel olayla kapatmak istiyorum. Aslında Binnie'nin askerliğini en mantıksız olay olarak vermeyi düşünmüştüm. Sonra üstünden uzun zaman geçmesine rağmen her duyduğumda gülümsememe engel olamadığım bu olay adeta bir ampül gibi çakıverdi zihnimde.


Yıllar yılı kendisiyle anılmadık oyuncu bırakmayan bu zilli yaklaşık 3 yıl önce hayatıma bir kabus gibi çöküvermişti. Yolda görsem öldüreceklerim listesinde 2.sırayı kimseye kaptırmayan bu bebek yüzlü şeytan (ilk sırada kim var merak edin diye dedim) sonunda verebileceği en doğru kararı verdi ve Binnie'yi rahat bıraktı. Askere giderken döktüğü o boncuk boncuk gözyaşları bu şıllık (affedersiniz gerçekten) yüzünden miydi bilmiyorum; ama verilebilecek en mantıklı kararı verdiği için Binnie'mi bir kez daha alnından öpüyorum. Güzel günler görmemize daha 340 gün var. Ama böyle güzel haberler aldıkça hiç gitmemişsin gibi geliyor.




Nihayet 2011'in acı-tatlı o büyülü mekanından; yani Kore cephesinden aktarabileceklerim bu kadar. Yazımı sonlandırmadan önce, seçimlerin tamamen kişisel olup kimseye mal edilmediğini belirtmek istiyorum. Umarım kendi zevk ve hayranlık eşiğime göre düzenlediğim bu yazıyı beğenmişsinizdir.
Bir sonraki yazım da muhtemelen 2011 SBS Drama Ödülleri hakkında olacak. O zamana kadar sevgiyle kalın, esen kalın.


Bu yıl bir öncekinin olumsuzluklarını unutacağımız mükemmel bir yıl olsun.




Mutlu Yıllar!