-Bundan tam 21 ay önce-
Dec 5, 2012
Hyun Bin dönüyor!
-Bundan tam 21 ay önce-
May 4, 2012
Kore'yi Seviyorum, Çünkü ...

Herkese heyecanlı bir merhaba!
Heyecanlı diyorum çünkü yaklaşık 14 saat önce beni hayallerime fazlasıyla yaklaştıracak bir adım attım. Peki neydi bu adım?
Tarihi net hatırlayamasam da; sanırım Mart ayının ortalarına doğru, forumlardan birinde MOFAT ve Arirang TV'nin beraber düzenlemiş olduğu bir yarışma gördüm. "I Love Korea, Because..." adında bir yarışmaydı bu. Şartları şöyleydi: Kore'yi neden sevdiğimizi anlatan maksimum 3 dakika uzunluğunda bir video hazırlayacak, Youtube'a yükleyecek ve daha sonrasında bu videoyu MOFAT'a ulaştıracaktık:

Hiç abartmıyorum bu haberi duyduğumda hayatta böylesine umutlandığım nadir anlardan birini daha yaşadım. Kendime inanıyor ve güveniyordum. Hemen kağıt kalemi elime aldım ve yazmaya başladım: NELER YAPABİLİRDİM?
Öncelikle yakın dostlarımı aradım. Haberi onlarla paylaştım. Geceler boyunca telefonda senaryo planlarını, çekim aşamalarını tartıştık. Tanıyanlar bilir, ben Kocaeli'de yaşıyorum. Açıkçası burada Kore'yi neden sevdiğimi anlatacak pek materyale sahip değiliz. Zamanla olacak belki ama şimdi yoktu en azından. Öyleyse tüm oklar bana en yakın ve en müsait yeri gösteriyordu: İSTANBUL!
Kore'yi neden sevdiğimi hem yıllardır edindiğim anılardan, hem de tarihi geçmişimizden ve tabii ki geleceğimizden bahsederek anlatabilirdim. Öncelikle yemeklerini tanıtmak istedim. Mart ayının sonuna kadar İstanbul'daki tüm Kore lokantalarını aradım. Hepsi yoğunluktan ve bunun mümkün olmayacağından bahsetti. Benim bir de Hanbok'a ihtiyacım olacaktı ki sadece 1 haftam kaldığı düşünülürse panik seviyemde gözle görülür bir artış olmaya başladı. Öncelikle bu süreçte yanımda bana maddi - manevi destek olan ailem, arkadaşlarım paniğimi fazlasıyla dindirebildiler. Eğer lokanta olmayacaksa Hanbok olur dedim. Çarşımızdaki yetenekli terzileri gezdim, dolaştım. Bana kısa sürede dikilebilecek en güzel Hanbok'u diktiler. Arkadaşımın annesi kenarlarını elleriyle dikti, işledi. Onlara sonsuz minnettarım :)
Hanbok işin içine girince Sultanahmet'e gitmek kaçınılmazdı. Giyip dolaşacağım uygun bir ortam bulduğumuza çok sevinmiştik. Elma dağıtma fikri ise kara kara düşündüğüm gecelerden birinde ortaya çıktı. Hanbok giyip elma dağıtmak Kore kültürünün muazzam bir sentezi olacaktı. Bu fikir için günler öncesinden heyecanlanmaya başlamıştım.
Tüm bunlar olurken ticari ilişkiler için konuşacağımız firmaları da araştırıyorduk. Neyse ki kuzenim Hyosung ile çalışıyordu. Onu arayıp durumdan bahsettim. Firma yetkilileri yardımcı olacaklarını söylediler. Ayrıca bu vesileyle firmadakilere kendimi sevdirdim. İdeallerimden bahsettim. Video yarışması farkında olmadan geleceğimi de şekillendirmeye başlamıştı :)
Sürecin belki de en duygusal kısmı Muharip Gaziler Derneği ile olan görüşmelerimizdi. Telefonla arayıp randevu aldığımda beni son derece sıcak karşıladılar. Artık sadece bir an önce İstanbul'a gitmek kalmıştı. Nisan ayı geldiğinde son derece yoğun geçen İstanbul maceralarımıza da başladık. Bir öğleden sonra derneğin kapısını çaldık. Bizimle görüşecek olan Kore Gazisi: Turan Çökmez son derece tatlı ve samimi bir dedeydi. Bize savaşta aldığı yaralardan ve savaşın onda bıraktığı derin izlerden bahsetti. Biz onu gözlerimiz dolu dolu dinlerken bizimle paylaştığı enteresan bir anısı şaşırmamıza neden olacaktı. Ona"Kore'ye gitmekten, savaşmaktan hiç pişman oldunuz mu?" diye sorduğumuzda bize savaşta yaralanmasından hemen sonra küçük Koreli bir kızın ona verdiği kırmızı elmanın tüm acısını dindirdiğinden bahsetti. Elbette amcanın bizim Hanbok - elma projemizden haberi yoktu. Tamamen tesadüf olan bu anıyı kesinlikle videomuza koymaya karar verdik.
Gaziyle olan görüşmemizin ardından benim en heyecanlandığım kısıma gelmiştik. Sultanahmet'e doğru yola çıktığımızda elimde içi elma dolu koca bir sepet, üzerimde Hanbok vardı. Meraklı bakışlar altında Sultanahmet'te Koreli arayışımız başlamıştı. Ancak maalesef 2 saatlik serüvenimizde tek bir Koreli'ye denk gelememiştik. Umudumuzu kaybetmek üzereyken önceki gün Yenikapı'dan geçerken rastladığımız Kore lokantasına gitmeye karar verdik. Sonuçta mutlaka orada birileri olacaktı. Nitekim beklediğimiz gibi oldu. Bize sımsıcak bir karşılama yapan lokanta sahiplerine, Koreli misafirlere son derece minnettarım. Senaryomun tıkır tıkır işlemesinin verdiği rahatlığı size anlatamam. Videolar, fotoğraflar hepsi hazırdı. Artık sadece vize sınavlarımı atlattıktan sonra onları güzel bir şekilde birleştirmek kalmıştı.
Sonunda iki gece önce sabahladım ve videoyu bitirebildim. Bence son derece amatör oldu ama duygularımı 3 dakikaya sığdırabilmemin zor olduğunu düşünürsek gayet iyi iş çıkardım diyebiliriz :) Şimdi sırada videoyu paylaşmak, daha çok paylaşmak var. Bu süreçte bana destek veren ve vermeye de devam eden tüm çingularıma teşekkürü bir borç bilirim.
Peki siz hayallerimi gerçekleştirmem için bana yardım etmeye, beni Kore'ye göndermeye ne dersiniz? Eğer bana destek olmak istiyorsanız videomu paylaşıp Youtube aracılığıyla beğeninizi ya da yorumlarınızı dile getirmeniz yeterli olacaktır.
Haydi öyleyse, beklediğiniz gibi artık o kelimeyi yazıp veda edebilirim:
FIGHTING!!! ^^
Feb 16, 2012
High Cut Magazin gururla sunar: "Chihiro'nun Haremi"
PS. Ben haremimi hazırlarken farklı bir konsept kullandım. Yakışıklıların hepsi bana High Cut gibi bir ortamda siyah beyaz poz verdiler :D
1) Hyun Bin
Kalp ağrısı dediğimde aklıma gelen. Senelerdir oradan aşağıya bir sıra bile inmeyen. Binnie haremimin en kıymetlisidir. Gelip geçici değildir. O kadar çok şey öğrendim ki onu severken. Hala iki dizisine beni çok ağlatacağı için dokunamıyorum. Onun yerine fotoğraflarına bakmayı tercih ediyorum :P Gamzeleri yedi cihanı kasıp kavurmuştur. My Name is Kim Sam Soon’daki çelimsiz romantik yıllar sonra Secret Garden ile gönüllerimizi titretmiştir. Hepimizin de bildiği gibi o şimdi asker! 10 ay gibi zalim ve uzun bir zaman aralığından sonra kavuşacağız.
2) Lee Min Ho
Hakkında: “Bu çocuk hiç yakışıklı değil.” “Ay kürdan bacaklı, büyük suratlı.” “Bana bu çocuğun hiçbir şeyini izletemezsiniz, izlemeeem!” “Affedersiniz ama bu Jun Pyo dediğiniz Bülent Ersoy’un gençliği değil mi?” bile demişliğim vardır. Zihnimi resetledim. Bir silkindim ve kendime geldim. Kendisi için bunları dedikten sonra saatlerce güneş altında video hazırlayıp 2 ay amele gibi gezmişliğim de vardır. Dediğim lafları nadiren yer, yutarım. Maalesef bu adam hepsini bir bir yedirtti bana. Şimdiyse bana göre sevdiğine Goo Jun Pyo gibi değer veren bir adam daha yoktur. Onun kadar sevimli bir adam daha yoktur. Hepimizin ilki olacak, olmalıdır da :)
3) G-Dragon
Bilmenizi isterim ki şu yazıyı yazarken fonda 34594. kez Blue’ çalıyor. 45 saniyesiyle büyülendiğimiz bir sesin sahibidir kendisi. Bigbang’i keşfettiğim günlerde liderin T.O.P olacağını düşünürken amanın bu minyon adam da kimmiş dedim. Hep kamera arkası görüntüleri izleyerek aslında nasıl bir yapıya sahip olduğunu anlamaya çalıştım. Çünkü kliplerde, konser kayıtlarında neden ona lider dendiğini çok iyi anlamıştım. Görüntüleri izlerken fark ettiğim şuydu: O kocaman gülüşünde mükemmeliyet vardı bu adamın. Ne giyerse giysin, ne yaparsa yapsın bana asla beğenmeyeceğim şeyleri beğendirmesi, yüreğimin normalden 3 kat daha fazla çarpmasına neden oluyordu. Aslında oyunculuk okuduğunu ve asıl mesleğinin bu olduğunu öğrenmiştim. Kesinlikle oynamıyor, GD çok samimi ve o böyle farklıyken her zamankinden daha çekici.
4) Jung Yong Hwa
You’re Beautiful’daki Shin Woo’yu izlerken “bu çocuk bir harika ama keşke oyuncu olmasa” demiştim. Harcanan bir yüzü vardı sanki. Sonra geçen yıl Lee Min Ho’nun bir videosunun fon müziğine takıldım. Hemen video sahibine sordum bu şarkı da nedir ne tatlıdır diye. “Love Light” dedi. CN Blue diye bir gruba ait. O günden beri planladığım SNSD üyeleri katliamına Seohyun’dan başlamak istiyorum. Çok farklı bir sese ve buğulu bakışlara sahip. Dudak olayına hiç girmek istemiyorum. Zira kalan 7 kişiyi kısa kesmek zorunda kalabilirim.
5) Rain
Şimdi ne kadar konuşursam konuşayım bu fotoğraf size benden daha fazla şey anlatacak. Ben onu fark ettiğimde robotlu, tımarhaneli bir filmdi. Saçının üzerinde iki tane halkadan çatı yapmışlardı. Sevimliliğine ve ses tonuna hayran kalmıştım. Hala süper bir şarkıcı olmadığını düşünüyorum. Ama o tımarhane sakini şimdi böyle olmuşsa bizim suçumuz ne?
6) Micky Yoo Chun
Dong Bang Shin Ki. Doğunun yükselen tanrılarından, en soğuk görünümlü en hoş ve içten gülüşe sahip olanı. Uzun saçın yakıştığı nadir Koreliler’den. JYJ’i iyiden iyiye benimseye başladığım şu günlerde aslında bu adamın beni Sungkyunkwan Scandal’daki rolüyle feth ettiğini söylemek isterim. Ben dramalardaki o soğuk görünümlü adamın takipçisiyim. Kötü adam bile olsa böyle adamları seviyorum. O kötü değildi ama son ana kadar aşkını belli etmeden bir köşede bekledi. Chunnie, bugünlerde “Micky Christmas” videonu izleyerek ağlıyorum. Ama gülmekten tabii. Haremime hoşgeldin, iyi ki geldin.
7) Jung Il Woo
Bizim Minoz ailesinin kayınbiraderi olur kendisi. 2 numaralı harem üyesinin gerçek hayattaki kadim dostuyken benim ruh bekçim, çiçek çocuğum oldu. Daha önce birkaç yerde silik rollerine rastladığım bu adam, 49 Gün’deki o dünyanın en dokunaklı vedasını yaptığı dakika benim haremimin baştacı oldu. Çok çekici buluyorum kendisini. Ama itiraf edeyim mısır püskülü saçlarını değil düz siyah saçlarını seviyorum. Ya da her halini mi seviyorum acaba? Mecnun’a bağlamadan bitireyim en iyisi.
8) Hero Jae Joong
Aman da aman kimler gelmiş? Yakın dostlarım bugünlerde beni dikkatle takip ediyorlar. Acaba bu kız sessizliğini bozup ne zaman “CECUUUUUNG” diye bağıracak diye. Malumunuz kendisiyle çok samimi birkaç anımız oldu. O günden sonra kendime gelebilmiş miyim, bence gelmişim. O anların etkisi elbette oldu ama Jae Joong listeme “Heaven’s Postman”deki utangaç postacı rolüyle girdi. Jisung olmasaydı belki “Protect the Boss”ta da kalbime girecekti. Ama keşke önceden daha çok dikkatimi verseydim sana. Hatta sadece seni değil JYJ’i ihmal etmeseydim. Hep söylerim zamanında ben böyle büyük bir VIP olmasaydım, kesinlikle Cassiopeia olurdum. Neyse ki JJ artık haremimdesin, şimdi usluca otur bakalım. Güzel günler bizi bekliyor :D
9) Song Joong Ki
“Hayır kız değil!” Joong Ki’yi kime göstersem istisnasız hemen ardından bu cümleyi söylemem gerekiyor. Aslında Kore’deki birçok ünlü için bu savunmayı ve benzerlerini yapmak zorunda kalıyoruz. Hayır bu adam bir kız kadar güzel olabilir, ama değil. Sungkyunkwan Scandal izlerken her bölüm çıksın daha çok sahnesi olsun diye arkadaşımla yerimizde duramamıştık. Son bölümlere doğru “vay be! İşte bu adamla evlenilir” diye ekrana bakakaldığımızı hatırlıyorum. Yüzü ve özellikle çene yapısı en güzel bayan Koreli’den daha düzgün ve kusursuz. Hiç yaşlanmayacak olması beni bazen delirtse de seviyorum bu adamı. Hep gülsün ya da hep öyle imalı mimiklerle bizi eritsin. Yaşlanmayacak derken ufak bir ayrıntı: kendisi 85 doğumlu ve ondan küçük olmama rağmen benden en az 5 yaş daha genç duruyor!! :P
10) Gong Yoo
Birçok çingunun hareminde gururla salınan Gong Yoo, ahjussi olmaya doğru ilerlerken yıllanmış şarap kavramının ne demek olduğunu bize çok iyi anlatıyor. Coffee Prince’ın yanlış anlaşılmalara kurban gitmiş beyefendisi yine aynı dizideki kumsal sahnesiyle benim haremime girmişti. Bu adam tam olarak anlam veremediğim ama izlemekten feci keyif aldığım bir ifadeye sahip. Gülerken bile ağlayacakmış ya da sana yalvarırmış gibi bakıyor. Finding Mr. Destiny’de canlandırdığı karakter tam bir Gong Yoo olabilir. Feci benimsemiştim ve çok yakıştırmıştım. Gerçek hayatta da öyle olmasını diliyorum. Son olarak onu The Crucible ile izledim ve filmin ismini yazarken bile yutkunmakta zorluk çekiyorum. Neden böyle bir adama 10. sırada yer verdin derseniz, gençlerin önünü açmak istediğimi söylerim. Asıl sebebi ise onu bunca güzellik arasında koyacak yer bulamamam.
İşte benim haremim de böylee. Paslayacak çingu kalmadı mı, yoksa mimlenmenin verdiği acemilikle ben mi unuttum bilmiyorum ama bu seferlik mazur görün :) Şimdi aldığım bir habere göre yer vermeyerek onlara haksızlık ettiğimi düşünen Min Woo, Lee Joon, Ki Tae Young üzüntülerinden bir köşeye çekilmiş, ağlıyorlarmış. Bir başka hareme beybiler diyorum ve yazımı sonlandırıyorum.
Görüşmek üzere, hoşçakalın ^^
Dikkat dikkat güncelleme! Son dakika güncellemesi olarak bu mimi sevgili Mirune'ye de paslıyorum. Çünkü onun haremini çok merak ediyorum :D













